Sağlık İletişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

HABLEMİTOĞLU ANKARA ENSTİTÜSÜ’NDE SAĞLIK İLETİŞİMİ EĞİTİMLERİ DE VERİLECEK

Ankara’da yeni bir oluşum olarak kurulan Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü açıldı. Enstitü’de farklı alanlarda hizmetler ve danışmanlıklar verilecek, bunların arasında sağlık iletişimi de yer alıyor. 
 
Enstitünün kurucu direktörü Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, ‘’sormak, anlamak, bilmek için yaşam boyu öğrenerek ben de varım diyebilirsiniz” mottosu ile yola çıktıklarını ve yardım ya da rehberlik talebi ile kendilerine başvuran herkese destek olmayı amaçladıklarını söyledi.  Hedeflerinin; insanların sağlığı ve mutluluğu olduğunu ifade eden Hablemitoğlu, farklı kaynak niteliğinde kitap ve dergi gibi yayınlarının da olacağını belirtti.
 
Enstitü, bireylerin duygusal ve düşünsel olarak kendilerini tanımasını, anlamasını ve doğru değerlendirerek yeniden yapılandırabilmesini; yaşamlarındaki sorunlar, kaygılar, sıkıntılar, karmaşalar, korkular ve endişeler karşısında varlıklarını başarı ile sürdürmelerini profesyonel bir bakışla desteklemek ve çözüm üretmek için kuruldu.
 
Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü'nün kuruluş felsefesi nedir ve enstitüde hangi alanlarda çalışmalar yapılacak?
Yaptığımız iş insana dokunmak. Akademide yıllardır yaptığım işi piyasa koşullarında yapacağım. Uzman bir aile danışmanıyım, eğitmenim. Yıllardır çeşitli kurum ve kuruluşlara eğitimler planlayarak çalışıyorum. Bütün bunları şimdi kendi adıma yapacağım. Ancak ve tüm bunların yanısıra Necip Hablemitoğlu adını yaşatmak için de çalışacağım. Çeşitli hedeflerim var. Örneğin, bundan sonra her 18 Aralık’ta Dr. Necip Hablemitoğlu adına her yıl bir kaç alanda seçici bir kurul çalışması yaparak ödül vereceğiz. Bunu çok önemsiyoruz. Akademide 29 yıl görev yaptım, bu yeterli bir zamandır benim gibi özgürlüğüne düşkün biri için. Son 6 yılda üniversitemde yoktan var ettiğim ve hem fiziksel mekan hem de akademik olarak yapılanmasını geliştirdiğim çok değerli bir Sağlık Bilimleri Fakültesi bıraktım geride, dolayısı ile çok müsterih ve mutlu ayrıldım. Ayrıca gördüm ki, ben kendi başıma esaslı bir akademiyim, öyleyse neden bunu daha geniş bir yelpazede hizmet etmek için geliştirmeyeyim dedim. Üniversitede son 12 yılda Dekanlık dahil hemen bütün yönetim kademelerinde çalıştım.

Başta aile danışmanlığı olmak üzere özellikle evli ve evlenmeye hazırlanan çiftlere, çocuk sahibi ailelere ve ilişkilerini güçlendirmek isteyen bireylere yönelik danışmanlık ve destek hizmetleri sunmayı amaçlıyoruz. Hablemitoğlu Enstitüsü olarak yardım ve rehberlik talebi ile bize başvuran herkese destek olmak hedefimiz. Yaşam boyu öğrenerek ben de varım diyebilmek için, dileyen herkesi bizimle işbirliği yapmaya davet ediyoruz. Kurumsal, bireysel ve grup çalışmaları kapsamında ‘’tematik seminerler ve eğitimler’’ planlıyoruz. Hedef grubumuz eğitimlerimizde kendisine, ruhuna yatırım yapmak, daha fazla mutlu olmak için kendini ve yaşamı anlamaya çalışan ve bunun için destek arayan tüm bireyler. Gençlere kapımız hep açık, her zaman bizimle olabilirler. Ayrıca Hablemitoğlu Enstitüsü kitap ve  dergi gibi çeşitli yayın faaliyetleri de yürütecek. 
 
 
Enstitünün bir logosu var, "He" olarak belirlenmiş. Nasıl belirlendi?
Aslında fikir şu; Hablemitoğlu Enstitüsü, yani biz kısaca, “He”. Enstitü dememizdeki amaç ise, eğitim ve akademik bir perspektiften üretmek.

Hablemitoğlu Enstitüsü'nün hizmet vereceği alanlar ve konular değerlendirildiğinde; enstitünün sizin akademik uzmanlığınız kapsamında olan konular üzerine mi temellendiriliyor?
Enstitünün, ağırlıklı olarak benim akademik kariyerime odaklı bir çalışma ve hizmet yapısı var. Yanı sıra sağlık iletişimi, etkili iletişim ve konuşma teknikleri gibi konularda alanında uzman ve tanınmış muazzam isimlerin desteği ile çalışmalar planladık. Sırayla duyurularımız olacak. Özellikle ‘’sağlık sektöründe sürdürülebilir ekip başarısı, dönüşümcü liderlik, sağlık iletişiminde sosyal kapitali anlamak ve kullanmak’’ gibi kurumsal tematik eğitimlere dayalı konuları da çalışmalarımız arasına aldık. Bu konularda özellikle iddialıyız.
 
 
‘’Sağlık İletişimi’’ nedir?
Kısaca söylersek, sağlık iletişimi bir iletişim stratejisidir. Amacı çeşitli sağlık sorunları ile ilgili bireyleri, kurumları ve toplumu bilgilendirmek ve farkındalık yaratmaktır. Sağlık iletişimi kapsamında hastalıkları önleme, sağlığın geliştirilmesi, sağlık politikası ve yaşam kalitesinin arttırılmasına ilişkin tüm eğitici, bilgilendirici etkinlikler yer almaktadır. Bireylerin ve toplum sağlığının geliştirilmesi, sağlıkla ilgili davranış değişikliği için iletişim uygulama ve faaliyetlerinin tümüdür.

Hangi konuları sağlık iletişimi başlığı altında değerlendirebiliriz?
Esasında sağlık iletişimi adı altında o kadar çok etkinlik sayılabilir ki… Bunların başında klasik iletişim de gelmektedir, örneğin sağlıkla ilgili tüm mesajların ve anlamlarının belirli formlardaki sembolik etkilerinden yararlanılan hepimizin bildiği ‘’kamu spotları’’ bu kapsamdadır.  Yanı sıra sağlıkla ilgili inanç modellerinin, davranışların ve bunların sonuçlarının birbiri üzerindeki etkilerini ortaya koymaya çalışan teori, araştırma ve uygulamaları anlaşılır tekniklerle tanıtma ve açıklamaya dayanır. Sağlığın geliştirilmesi, korunması ve sürdürülmesi sağlık iletişiminin temel konularıdır. 
 
 
Toplum ve sağlık çalışanları açısından sağlık iletişiminin önemi nedir?
Sağlık iletişimi dendiğinde son yıllara kadar genellikle doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanları ile hastalar, hasta yakınları arasındaki iletişim anlaşılmaktaydı. Daha sonra buna hasta haklarının korunması bağlamında kurulan etkileşim de dahil edildi. Oysa bugün sağlık iletişiminin sağlık hizmetinin önemli bir parçası olarak ayrı bir uygulama ve uzmanlık alanı olduğunu konuşuyoruz. Çünkü sağlık sadece hastalık ya da  engelli olmamakla tanımlanabilecek bir değer değil, sağlık; fiziksel, psikolojik ve sosyal tam bir ‘’iyilik hali”dir. Dolayısıyla bugün sağlık iletişimi dediğimizde “hastalıkların önlenmesi” amacı yerini  “sağlığın desteklenmesi ve yaşam kalitesi’’nin yükseltilmesi hedefine bırakmıştır.  Bu değişim iletişimin kaçınılmaz biçimde önem kazanmasına neden olmuştur.  Sağlığın desteklenmesi ya da geliştirilmesi sürecinde sağlığın öznesi artık tek başına hekimler ya da diğer sağlık çalışanları değildir.  Toplum ve bireyler sağlığın asıl kaynağıdır.  Tıp bilimi ve eğitimi insanların davranışlarını, sağlıkla ilgili seçimlerini ve sağlık politikalarını dikkate almak zorundadır. Bu yapısal dönüşüm içinde sağlık daha fazla toplumun denetiminde olmalıdır. Bu durum artık her düzeydeki sağlık çalışanlarının toplumla, kurumlarla ve bireylerle iletişiminin her zamankinden daha farklı olmasını gerektirmektedir.
 
Toplum sağlığı açısından sağlık iletişiminin önemi nedir?
Toplumda sağlıklı yaşam biçiminin yaygınlaşması için bireylerin bunu benimsemelerine ve yaşam biçimine dönüştürmeleri, bir dizi davranış̧ değişikliğine dayanmaktadır. Davranış değişikliği yaratmak zaman alan bir süreçtir. Reçete yazmak ya da çeşitli tedavi yöntemlerini uygulamakla gerçekleşmez. Örneğin; çevre sağlığı, işçi sağlığı gibi konularda yasal düzenlemeler çok işlevsel olmakla birlikte tek başına yeterli değildir, bunun önemi, yararlı sonuçları topluma ve bireylere anlatılarak ikna edilmelidir. Sağlıklı davranışların yaygınlaşabilmesi toplumun ve bireylerin benimsemesi ile mümkündür. Bu noktada sağlıkla ilgili tüm mesajların topluma kolay algılanabilir ve anlaşılır biçimde, bilgi gereksinimlerini karşılamayı sağlayan bir dille en uygun içerik ve yöntemlerle iletilmesi önemlidir.

Toplumun sağlıkla ilgili konularda duyarlılığını artırmayı ve en temel sağlık bilgilerinin yaygınlaştırılması doğru bir sağlık iletişim stratejisi kullanılarak gerçekleştirilebilir. Örneğin AIDS konusunda toplumun duyarlılığını artırmak için temel bulaşma ve korunma yollarına ilişkin bilgilenme iletişimin temel amacıdır. Ya da sigara bırakma ile ilgili düzenlenecek kampanyalar sigara kullanmanın karşısında bir toplumsal duyarlılık oluşturmayı amaçlayarak sonuca ulaşmalıdır. Burada özellikle söylememiz gereken önemli bir nokta var, genel olarak sigaradan toplumu koruma ile ilgili iletişim kampanyaları bireylerde bir korku dalgası yaratarak sigara kullanmaya ilişkin duyarlık yaratmayı hedeflemektedir. Bu noktada vurgulanması gereken önemli bir konu var, sigara reklamları yasaklandığı için sağlık iletişimi faaliyetleri daha rekabet edebilir bir zeminde sürdürülmektedir.  Ancak özellikle bebeklerin anne sütü ile beslenmesine ilişkin alışkanlık yaratmaya yönelik sağlık iletişimi kapsamında pek çok kampanya yürütülmektedir. Bu kampanyalar hazır bebek mamaları ve ek besinlere yönelik pazarlama faaliyetlerinden daha etkin olmak zorundadır. Çünkü farkındalık ve duyarlılık yaratmak uzun soluklu bir çalışma gerektirir. Bu kimi zaman maliyetleri artırsa da ilerleyen zamanda daha kalıcı sonuçlara ulaşmayı sağlar. Topluma yönelik sağlık iletişimi çalışmaları, bilgilendirmeye ve davranış̧ değişikliğine yöneliktir. Burada sivil toplum örgütlerinin desteği de çok önemlidir. 



Hastaneler, sağlık iletişimini nasıl değerlendirmelidir?
Hastaneler sağlık iletişiminden çeşitli boyutlarıyla yararlanabilirler. Halkla ilişkiler ve hasta hakları birimleri aracılığı ile hastaları yüz yüze bilgilendirme ve tanıtım faaliyetlerinin yanı sıra, web ve akıllı telefon uygulamaları, sosyal medya olanaklarından yararlanabilirler. İletişim yaşamın akışı içinde hepimizin ihtiyacı, sağlık çalışanları ve hastalar ile hasta yakınları arasında köprü kurarak karşılıklı anlaşılabilirliği arttıracağından, Malpraktis’ten tutun da çeşitli maliyetleri azaltması açısından etkili ve gerekli. Sağlık çalışanlarının lisans eğitimleri içinde özellikle sağlık iletişimi en azından bir ders olarak yer almalıdır.  Hastanelerde zaman zaman sağlık iletişimi eğitim programları düzenlenerek konu gündemde tutulmalıdır. 
 
Medyadaki sağlık haberleri nasıl olmalıdır? Medyanın sağlık iletişimindeki rolü nedir?
Medyanın bütün çeşitleri içinde sağlık iletişimi sorumluluk içermelidir. İletilecek bilgi, çeşitli sağlık uygulama ve tedavi önerilerinin hastaların haklarını ihlal edebilme olasılığı yüksektir. Son yıllarda televizyonlarda giderek popülaritesi artan doktor ve sağlık programları bu kapsamda pek çok kötü örnekle insanları etkilemekte ne yazık ki... Özellikle görsel medyada sağlık iletişiminin etkin ancak doğru olmayan bir biçimde kullanıldığına tanıklık ediyoruz. Özellikle ev kadınlarını hedefleyen programlarda iletilecek bilginin bütün aile bireylerini etkileyeceği hiç bir zaman unutulmamalı. Sorumluluk altı kalın kalın çizilmesi gereken duyarlıkların başında geliyor.

Sağlık alanındaki gelişmeleri değerlendirdiğinizde, sağlığın geleceği açısından sağlık iletişiminin önemi nedir?
Son yıllarda sağlık iletişiminin teknolojinin de gelişmesi ile birlikte konvansiyonel iletişimin dışına çıkması söz konusu. Özellikle dijital sağlık ve sosyal medya uygulamaları, çeşitli sektörlerde ve çeşitli hedeflere yönelik olarak sağlık iletişiminin boyutlarını genişleterek bambaşka bir yapı ortaya koymuştur. Bu durum biraz daha geliştikçe ve benimsendikçe sağlık iletişimi açısından bir fırsat ve sağlığın geliştirilmesi için hızlı bir değişim olarak kabul görecektir. 
‘’Sağlık İletişimi’’ konusuyla ilgili son olarak eklemek istedikleriniz neler?
Sağlık iletişimi ülkemizde önemi yeni fark edilmeye başlanan bir alan, doktor, hasta, medya çalışanları, sağlık alanında eğitimci olan herkesi kapsıyor.  Teknolojinin de desteği ile vazgeçilmez olma yönünde bir ivme kazandı. Sağlık okur-yazarlığını da içine alacak bir biçimde özellikle iletişim fakültelerinde ana bilim dalı olmayı, disiplinler arası araştırmalarla desteklenmeyi hak ediyor.   

Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü’nü hablemitoglu.net web sitesinden, @hablemitoglu_ae Twitter hesabından ve facebook.com/HaEnet sayfası üzerinden izleyebilirsiniz.
 

Etiketler , | Yorum Yok

HASTALARLA DOĞRU İLETİŞİM NASIL KURULUR?

Hastalarla İletişim adında, sağlık çalışanlarına rehber olacak bir kitap çıkartan Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu,  çalışması ile bu alanda merak edilenleri ele aldı.

Sağlık hizmetlerine ilişkin tatminin sağlanması ve algılanan kalitenin yükseltilmesinde sağlık hizmeti sunanlarla hastalar arasındaki iletişimin büyük önemi vardır. Hastalarla iletişim kitabının yazarı Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu, hasta iletişiminde özellikle empati kurmanın önemine dikkat çekiyor.  İletişimin “sahne oyunu” gibi olduğunu hizmeti sunanlarca unutulmaması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu, “Hizmeti sunan ne denli başarılı iletişim kodlarını aktarırsa zor olarak nitelenen kişilerin buna geribildirimleri de o denli olumlu olacaktır” dedi.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu, Hastalarla İletişim kitabı ile ilgili soruları yanıtladı.

Hasta iletişimi nedir?
Hasta iletişiminden önce hastayı tanımlamak gerektiği kanaatindeyim. Olağan koşullarda hasta iletişimi veya hastalarla iletişim denildiğinde kişilerarası iletişimin temel ilkelerinin hasta ile iletişimde de etkili olduğu kabul edilir. Ancak hasta ile iletişim normal koşullardaki diğer bireylerle iletişim kurmaktan farklıdır. Zira hasta zaten normal fizyolojik ve psikolojik bağlamından sapmıştır ve bulunduğu durumdan hoşnut olmayan kişidir. Onun bu içsel rahatsızlığı kodlara daha fazla anlam atfetmesine ve iletişimin bağlamını farklı değerlendirmesine neden olmaktadır. Hasta iletişimi, bu haliyle olağan koşullarda karşılaşılma olasılığı oldukça zayıf olan kişiler arasında gerçekleşen, tarafların eşit olmadığı ve çoğunlukla yaşamsal düzeyde cereyan eden hasta ile sağlık hizmeti sunucusu arasındaki iletişimdir. Hasta iletişimi, tarafların içinde bulunduğu duruma, inançlara, değerlere ve kültürel ögelere göre değişkenlik gösteren yapıdadır. Kişinin yargıları, acıyla başa çıkma düzeyi ve kaderci olup olmaması gibi koşullar da iletişimin üzerinde etkili olmaktadır. İletişimin etkililiği, sunucu – hasta ilişkilerinde tedavide istenen sonuçların ve tarafların memnuniyetinin önemli bir bileşenidir. İletişimin eşitler arası olmayışı ve bilgi sahipliğindeki dengesizlik, tarafların birbirlerini daha çok anlamaya yönelik çabalara yoğunlaşmasını gerektirmektedir. Bu anlamda hasta ile iletişimin en önemli unsurunun empati olduğu söylenebilir. 

Kaç tip hasta ve hasta yakını var? Bu hastalara yaklaşımda nelere dikkat edilmesini önerirsiniz?
Aslında her hasta farklıdır ve her hasta kendine özgüdür. Ancak bazı karakteristik özelliklere göre bir genelleme yapılabilir. Bu durumda da daha çok sorun ortaya çıkarması olası hasta tiplerinin kategorize edilmesi, iletişim sırasında bu özelliklerin göz önüne alınması iletişim kazalarının daha az yaşanması sonucunu ortaya çıkarabilir. Bu çerçevede “Hastalarla İletişim” kitabında literatür bağlamında yapılan kişilik çalışmalarının sonuçları çerçevesinde dokuz hasta tipolojisine kitapta yer verdim. Bu artırılabilir. Ancak dediğim gibi iletişim sorunu yaşanması olası bu dokuz tipin tanınması ve bu özelliklerine göre onlara yaklaşım sergilenmesi, hem hizmet sunucusu hem de hasta açısından yararlı olacaktır. Bu hasta tiplerine ilişkin ayrı ayrı yaklaşımlardan söz edilebilir. Ancak burada hepsine ayrı ayrı değinmek yerine zor hastalarla iletişim konusunda genel bir şeyler söylemek yerinde olabilir. 

Sağlık hizmeti sunucularının genel tavrı, iletişimsel anlamda zor olarak nitelenebilecek kişilik yapısındaki hastalarla fazlaca uğraşmamak ve hatta onlardan uzak durmak yönündedir. Genellikle de bu tip hastalar, sağlık hizmeti sunucuları açısından sorunlara yol açmaktadırlar. Onlardan kaçınmak yerine basit bazı taktiklerle onlarla iletişim kurmaya çalışmak, uzun vadede ortaya çıkması olası sorunların önüne geçmeyi sağlayacaktır.

Hasta tiplerine ilişkin olarak en temel öneri, sahip olunan önyargıları bir kenara bırakmak ve bu kişilik tiplerine veya iletişim biçimlerine sahip kişilerin özelliklerinin onların bir parçası olduğunu kabul etmektir. Etkili sonuçlara erişmek için bu kabullenme, bir başlangıç olarak belirlenebilir. Hasta tiplerine göre iletişimde hastanın tek kişi olmadığı da göz ardı edilmemelidir. Zaten hizmet almaya da hasta genellikle birilerinin refakatinde gelmektedir. Örneğin geveze bir hasta ile iletişim kurmaya çalışırken geveze bir hasta yakını ile de başa çıkmak zorunda kalınabilmektedir. Bu noktada bu türden hasta ve yakınlarının nasıl konunun çerçevesi içinde tutacağınızı bildiğinizde en basit kazanım, zamandan tasarruf etmektir. 

Zor hastalarla iletişimde sağlık çalışanlarına öneriniz nedir?
En temel yaklaşım, önyargısız biçimde bu kişilerle iletişim kurmaya çalışmak ve içinde bulundukları duruma göre onları değerlendirmektir. Ancak zor hastalarla iletişimde en önemli aşama; bu hastaları tanımak, doğru kategorize etmek ve onlara uygun iletişim deseninde ilişkiyi yapılandırmaktır. Böylelikle olası iletişim kazaları da engellenebilecektir. Sağlık hizmeti sunucularının unutmaması gereken esas nokta, hastanın kişilik yapısı zor bile olsa doğru iletişim stratejileri ile herkesle etkin iletişim kurulabileceğidir. Daha genel bir ifade ile herkesin anlayabileceği bir iletişim dili vardır. İletişimin “sahne oyunu” gibi olduğu hizmeti sunanlarca unutulmamalıdır. Hizmeti sunan ne denli başarılı iletişim kodlarını aktarırsa zor olarak nitelenen kişilerin buna geribildirimleri de o denli olumlu olacaktır. Elbette sağlık hizmeti sunucuları, emek yoğun bir sektörün çalışanlarıdır ve herkese istediği nispette ilgi göstermekte zorlanabilirler. Onların da özel yaşamlarında sorunları vardır. Ancak sağlık hizmetleri bu noktada diğer sektörlerden ayrılır. Özellikle hastanın giderek hizmet sunumunun merkezine yerleşmeye başlaması, hastayı anlamanın ve ona uygun iletişim deseninin seçilmesinin önemini de giderek artırmaktadır. Sağlık sunucusunun bu düşüncesinde göz ardı etmemesi gereken esas husus, başlangıçta ortaya koyarak ikna etmediği hasta için sonra çok daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalacağı olmalıdır. Sağlık sunucuları birkaç küçük ipucu yardımıyla bu hastalarla iletişimi yönetebilirler. 

Doktordan ve tedaviden kaçan hasta nasıl ikna edilir?
Doktora ya da tedaviye uymama bizim ülkemizde en çok rastlanan durumdur. Birçok kişi sadece hekime gitmekle sorunun çözüldüğünü düşünür. Hatta çoğumuz hekimlere bir şeyimiz olmadığını söylesin diye gideriz. Olumsuz bir şey söylediğinde de eğer o hekime tam güvenmiyorsak başka bir hekim aksini söylesin diye ona gideriz. Bu durumda da sağlık hizmeti sunucusunun ve özelde hekimin iletişim becerisi ortaya çıkmaktadır. Hastanın tam anlamıyla ikna edilememesi, aslında sağlık kaynaklarının da etkinsizliğine neden olmaktadır. İkna olmayan hastanın başka diğer hekimlere, sağlık kurumlarına veya alternatif uygulamalara yönelmesi, aşırı kaynak tüketimine de neden olmaktadır. Hastanın ikna edilmesi ve onunla aynı noktaya bakıldığının sağlanması, sadece hastayı korkutarak başarılabilecek bir durum değildir. Onunla iyi iletişim kurmak, onu sadece hasta olarak değil de bir birey olarak, kendi hayatının farkında olması gereken bir uzman olarak görmek iknanın ilk adımı olarak kabul edilebilir. Kendini paternalist bir yaklaşımla üstün olarak konumlandırmak yerine hastanın toplumsal konumu, yaşı, kültürel bağlamı gibi hususları göz önünde bulundurarak iletişim kurmak yararlı olabilir. Bazı hastalar, hekim kendine sert davrandığında talimatlara uyarken diğerleri, söylenilen somut olarak gösterildiğinde ikna olabilmektedir. Yine ikna konusunda hekimlerin soyut ifadelerle durumu açıklamaktan ziyade somuta yönelik yaklaşım sergilemeleri de daha düşük sağlık okuryazarı kişilerin kolay ikna edilmesine yardımcı olabilir. Bu anlamda görsellerin ve operasyon görüntülerinin somut zemine oturtmakta yararlı olacağını ifade etmek isterim. Yine özellikle kronik rahatsızlığı olan kişilerin durumsal bıkkınlıkları, önerileri dinlememek, tedaviden kaçmak ve keyfine göre hekim bulmak arayışını en çok ortaya çıkaran etkenlerin başında gelmektedir. Böyle durumlarda aile bireylerinden yardım almak ve onlara sorumluluk vermek de yararlı olabilir. Örneğin sigara içen ve sağlık açısından ivedilikle bırakması istenen dedenin üzerinde torunu oldukça etkili olabilmektedir.  Torundan aldığınız yardım ile dedeyi daha çabuk ikna etmeniz yüksek olasılıktır. 
 

Hastalar, sağlık profesyoneli ile doğru iletişimde nelere dikkat etmeli?
Buraya kadar hep sağlık sunucularının sorumluluğunda bir iletişim biçiminden söz ettik. Ancak iletişim iki yönlü bir süreçtir ve bunun hasta tarafı da sorumluluk almalıdır. Hasta ya da yakınları sorumluluk almadan doğru sonuca erişmek olanaklı değildir. Hasta ile hekimin etkileşiminde tarafların tatminini etkileyen beklenti düzeyi, iletişimin kalitesini etkileme potansiyeline sahiptir. Öncelikle hekimler sihirli değneğe sahip kişiler değillerdir ve onlardan şapkadan tavşan çıkarmalarını beklememek gerekir. Hasta anlattığı şeylerden hekimin hemen durumu anlamasını ve sorunu anında halletmesini bekliyorsa bu gerçekçi bir beklenti olmayacaktır. Aynı şekilde hekimin durumu tam anlamıyla algılayıp durumdan en az hasta kadar mustarip olmasını beklemek de gerçekçi değildir. Ama her koşulda hastanın yapması gereken en önemli şey, sorunu tam, açık ve doğru biçimde hekime ya da hizmetin diğer sunucularına aktarmasıdır. Olabildiğince sade ve amaç odaklı sorunun aktarılması, taraflara hem zaman kazandıracak hem de sorunun ortadan kaldırılmasını sağlayacaktır. Hizmeti sunana durumun aktarımı sırasında utanma, sıkılma, çekinme gibi motivasyonlarla bastırılması da tedaviyi olumsuz etkileyebilmektedir. Hekimle iletişimde bu duyguları bir kenara bırakmak iletişimi olumlu yönde etkileyecektir. Hastalar özellikle bedelini ceplerinden ödediklerinde hizmeti sunanın tüm zamanını satın aldıklarını düşünürler. Onun çalışma alanını da bu nedenle uzun uzun işgal etmekte bir sorun görmezler; hatta bunu hakları gibi düşünürler. Onların bu bakış açısı, hizmet sunucularına karşı olumsuz tutumları ortaya çıkarabildiği gibi; tedavi etkinliğinin de azalması sonucunu ortaya çıkarabilmektedir. Hastanın kendi yaşadığı deneyimin uzmanı olarak hekimle ortaklık kurmaya yönelik çaba göstermesi ve önyargılarını bir tarafa bırakması tedavi sonuçlarını olumlu etkileyeceğinin bilincinde olması gerekir. Elbette hasta hakları vardır. Ancak hastalar hakları kadar sorumluluklarının da bilincinde olmalıdırlar. Üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeden sadece hizmeti sunanı suçlamak, en basit haliyle haksızlıktır.  

Kriz anında neler yapılmalıdır?
Sağlık hizmetleri, doğası gereği pek çok riski bünyesinde taşımaktadır. Yapılan küçük bir girişim bile kişinin yaşamını ve yaşam kalitesini etkileyebilmektedir. Hizmeti sunan, alanında ne kadar uzmanlaşmış olursa olsun; diğer etkenlerden doğan bazı sonuçların engellenebilmesi neredeyse imkansızdır. Hatta zaman zaman yapılan işte aşırı uzman olunduğunun hissedilmesi de beklenmeyen bir durumu ortaya çıkarabilmektedir. Beklenmeyen gelişmeler, sağlık hizmetini sunanın veya sağlık kurumunun ve hatta sağlık sisteminin kriz ortamına sürüklenmesi sonucunu ortaya çıkarabilir. Kriz doğası gereği, zarar, ziyan, hasar ve kayıp ile sonuçlanan durumları yaratır. Krizin doğru yönetilebilmesi ile de bunların etkisi azaltılabilir. Hatta moda ifadeyle kriz fırsata dönüştürülebilir. Sağlık hizmeti sunumunda krize yanıt en önemli aşama olarak görülmektedir. Kriz başlangıç aşamasında doğru kontrol edilebilir ve hazırlıklı olunabilirse etkileri daha az olmaktadır. Kurumların ya da kişilerin kriz durumlarında en sık başvurdukları yöntem, duyarsız kalmak, sorumluluğu inkar etmek ya da bir başkasını suçlu ilan etmek biçimindedir. Kriz durumları bunların aksine açıklığa ve doğru iletişime en çok ihtiyacın olduğu dönemlerdir. Yine krizin ortaya çıkmasına yönelik tüm çabalara rağmen; sağlık alanı, krizin engellenmesi en zor olduğu sektördür. Bu noktada genellikle krizi onarıcı adımlar öne çıkmaktadır. Eğer kriz sağlık kuruluşunu etkileyecek nitelikteyse bu durumda ilk adım, tek bir sesin dışarıya yansıtılması ya da her kafadan bir ses çıkmamasının önlenmesi olmalıdır. Krizin odağındaki bir kişi ise bu durumda da profesyonel bir iletişim yöneticisi ile çalışmak yararlı olabilir. Ancak hem kişi hem de kurum için kriz durumunda hızın ve gerçekçiliğin önemli olduğu unutulmamalıdır. Medyanın kriz yönetiminde en stratejik araç olduğu bilinmeli, onlara doğru bilgi tek kaynaktan hızlı biçimde aktarılmalıdır. Bu arada sağlık hizmetlerinde bazı krize neden olma olasılığı önceden belirli olan olaylar için beklenti yönetiminden de kısaca söz etmek yararlı olur kanaatindeyim. Bazı sağlık girişimlerinde hizmeti sunanlar hastaya pozitif olmak adına bazı önerileri iyimser biçimde aktarma eğilimi göstermektedirler. Böyle durumlarda hastanın sonuç beklentisi düzeyi yükselmekte ve olası küçük aksilikler bile kriz sonucunu doğurmaktadır.  Böyle durumlarda da açık biçimde bilgi vermek, beklenti düzeyinin yükselmemesine neden olacaktır. Bu noktada açık olmak ile acımasız olmak arasındaki çizgiye de dikkat etmek gerekir. 
 
Mutlaka herkesin okuması gereken kitap, dinlemesini önereceğiniz müzik ve izlenmeli dediğiniz film sizce hangisi?
Yoğun çalışma tempom sırasında okuma fırsatı bulamadım. Ancak ilk fırsatta okuyacaklarım listesinin başına yazdığım “Kokuyla Keşfet” kitabından bahsetmek isterim. Aslında koku ve algı üzerine de biraz ilgim var. Kokunun beyinde oluşturduğu çağrışımlar konusunda kısmen bilgi sahibiyim. Bu yüzden de kitabınızı gerçekten merak ediyorum ve ilk fırsatta okumak için zaman yaratacağımdan emin olabilirsiniz. Tavsiye edeceğim kitaba gelince; bazı kitaplar vardır ki hiç eskimez ve okunmaması eksikliktir. Doğan Cüceloğlu’nun “Yeniden İnsan İnsana” kitabı da bunlardan biri diye düşünüyorum. İletişimi anlamak ve farkında olarak iletişim kurmak için iyi bir öneri diyebilirim. Zaten en son 49. Baskısını yaptığını öğrendim. Bence iletişim konusunda kaygıları olan herkes okumalı. Filme gelince biraz da alanımla ilgili olan bir filmi önerebilirim. 2007 Amerikan yapımı bir belgesel olan “Hasta – Sicko (Orijinal adı)” filmi bana ilginç geldi. Son dönemde izlediğim ve beğendiğim filmlerden biri de “Mandıra Filozofu”ydu. Özellikle “şunun şurasında kaç gününüz kaldı?” sorusunun her sağlık çalışanı tarafından kendine sorulması gerektiğini düşünüyorum.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği bizde henüz yeni gelişmeye başlayan bir kavram olsa da giderek önemini artırmaya başladı. Aslında bu denli önemsenmesinde biraz da özel sağlık kuruluşlarının sayısının artmış olmasının etkisinin olduğunu düşünüyorum. Özel kuruluşların bu katkısını etik bulmasam da alanın gelişmesi üzerinde olumlu etkisi nedeniyle önemsiyorum. Henüz çerçevesi tam olarak çizilmemiş olsa da özellikle internetin giderek yaygınlaşması konuya daha fazla önem verilmesini ve düzenleme yapılmasını gerektirmektedir. İnsanların sağlık konusunda ilk kaynak olarak internete başvurdukları düşünüldüğünde sağlık haberlerine ve sağlık içeriklerinin sunumuna yönelik bazı ilkelerin artık tanımlanması gerektiği açıktır. İzleyenlerin denetimsiz olarak iletilere maruz kalmalarının sağlık sonuçları üzerinde olumsuz etkilere neden olacağından sağlık haberciliğinde de eğitim ve sertifikasyonun olması zorunlu gibi görünüyor. Böyle olduğunda sağlık habercileri de sağlığın geliştirilmesine olumlu katkı verebilirler kanaatindeyim. Sağlık haberleri konusuna gelince diğer tüm alanlarda olduğu gibi en önemli unsurun doğru habercilik ve kamunun aydınlatılması amacını taşıması gerektiğini düşünüyorum. Kendine özgü nitelik olarak da sağlık haberlerinin sağlığın korunması, hastalıkların önlenmesi ve nihayet sağlığın geliştirilmesine katkı yapmalıdır kanaatindeyim.

Sağlıklı iletişimin olmazsa olmazı size göre nedir?En başta sağlık iletişimi sadece kişilerarası iletişim boyutuna sıkıştırılamayacak kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Yani sadece hekim – hasta iletişimi boyutu ile konuyu ele almak sağlık iletişimini çok dar bir bakış açısı ile değerlendirmek anlamına gelmektedir. Oysa sağlık iletişimi çok boyutlu bir kavramdır. Genel anlamda sağlık iletişiminde iletinin anlaşılır ve açık olması, doğru bilgiyi içermesi ve hedef kitle bağlamında kodlamanın yapılması önemli hususlar olarak sıralanabilir. Ancak ben burada hizmet sunan – hasta iletişimi konusunda en önemli husus nedir? Sorusuna cevap vereyim. Bana göre hasta ile iletişiminin en önemli unsuru “insanı sevmek”tir. İnsanı sevmeden, çaresiz gözlerden rahatsız olmadan bu işin başarılı biçimde yapılmasının imkansız olduğunu düşünüyorum. Hastaya ya da yakınına yardımcı olunduğunda veya doğru iletişim kurulduğunda onların gözlerindeki mutluluğun tarifsiz olduğunu anlamadan bu hizmetin etkili sunumu olanaksızdır. Sadece para, sadece statü ya da sadece bireysel yarar için tatmin edici sağlık hizmeti sunulamaz. Dolayısıyla insanı sevmeden de sağlıklı iletişimden söz edilemez.  

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1976 yılında Konya/Beyşehir’de doğdu. Kamu Yönetimi alanında Lisans ve Yüksek Lisans eğitiminden sonra Halkla İlişkiler ve Tanıtım alanında Doktora derecesini aldı. Doktora çalışmasında televizyonda yayınlanan sağlık programlarını ve izleyicilerini araştırdı. “Sağlık İletişimi”, “Hastalarla İletişim” ve “İmaj Yönetimi” adlı kitapları da bulunan Bulduklu, alternatif tıbbi uygulamalar ve iletişim, kitle iletişim araçlarındaki sağlık programları, sağlıkta kriz yönetimi, sağlıkta iletişim yönetimi ve sağlık hizmeti sunumunda iletişimin rolüne ilişkin konularda çalışmalar yaptı ve yapmaktadır. Halen Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.


Etiketler , | Yorum Yok

“TIP FAKÜLTELERİNE SAĞLIK İLETİŞİMİ DERSİ EKLENMELİ”

Tıp Fakültelerinde halen “İletişim dersi” okutulmadığına dikkat çeken “66 Soruda Sağlıkta İletişimin Gücü” adlı kitabın yazarı Yrd. Doç. Dr. Zülfikar Özkan, “Oysa tıp, insan ilişikleri üzerine kurulmuştur. Tüm sağlık personelinin iletişim becerilerini sürekli olarak geliştirmesi gerekir” diyor.

Sağlık iletişimi alanında yeterli çalışma yapılmadığını, tıpta iletişim konularının gerektiği kadar üzerinde durulmadığını kaydeden Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Zülfikar Özkan, “Sağlıkta İletişim Teknikleri” dersini verirken, sağlıkta iletişimin ne kadar önemli olduğunu fark ettiğini ve bu konuda çalışmalarının süreceğini belirtti. 
Yrd. Doç. Dr. Zülfikar Özkan , “66 Soruda Sağlıkta İletişimin Gücü” isimli kitabı hakkında Med-Index’in sorularını yanıtladı.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Gümüşhane'de doğdum. 1969 yılında Gümüşhane Lisesi’nden, 1972 yılında Erzurum Eğitim Enstitüsünden, 1978 yılında İstanbul Üniversitesi (İ.Ü.) Hukuk Fakültesinden, 1980 yılında İktisat Fakültesi Sosyal Siyaset Yüksek Lisans programından, 1989 yılında da İ.Ü. İktisat Fakültesi Doktora Programından "Doktor ( Ph.D)" unvanı ile mezun oldum. 1995 yılında Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Spor Yöneticiliği Bölümünde Öğretim görevlisi olarak atanarak, bu görevde 2002 yılına kadar çalıştım. 
Birçok gönüllü kuruluşta yönetici olarak görev yaptım. Fen Bilgisi, Fizik, Hukuk, Sosyoloji ve İktisat tahsili yapmama rağmen ilgimi en çok iletişim ve psiko-sosyal alanlar çekti. Bu yüzden çalışmalarımı daha çok bu konularda sürdürdüm. Sürekli gelişme ve geliştirmeyi kendime misyon edindim. Kişisel ve sosyal gelişim konularında birçok konferans verdim ve halen bu faaliyetlerim sürdürüyorum. 

"Mutluluk ve Başarı Yolları", "Bilgeliğe Yöneliş -Kişisel Gelişimin Dinamikleri", “ Bilincin Gücü” “NLP Teknikleriyle Aile İçi İletişim”, “NLP Teknikleriyle Aile Sorunlarına çözüm Önerileri ve “Mutlu Yuva-Mutlu Yaşam” “Kazandıran Beden Dili” “İletişimde Kalp Köprüsü” ve “66 Soruda Sağlıkta iletişimin Gücü” olmak üzere yayınlanmış 9 kitabım var. “Sosyal İlişkilerle Terapi” adlı kitabım yakın zamanda yayınlanacak. Halen Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı olarak çalışmalarımı sürdürmekteyim. 



Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Bu kitabımın temel amacı, doktorların, hemşirelerin, hasta yakınlarının ve hastaların dikkatini, sağlıkta iletişim konusuna çekmek. Çalışmamın hedefi, bu konuda daha fazla merak uyandırmak ve sağlık eğitimine katkıda bulunmak. 
Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde doktor ve hemşirelerden oluşan öğrencilerime “Sağlıkta İletişim Teknikleri” dersini verirken, sağlıkta iletişimin ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Bu alanda yeterli çalışmaların yapılmadığını, tıpta iletişim konularının gerektiği kadar üzerinde durulmadığını öğrencilerimle konuşup tartıştım. Ne gariptir ki Tıp Fakültelerinde halen “İletişim dersi” okutulmuyor. Oysa tıp, insan ilişikleri üzerine kurulmuştur. Tüm sağlık personelinin iletişim becerilerini sürekli olarak geliştirmesi gerekir.

Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Evet, “Sağlıkta Sosyal İlişkilerle Terapi” isimli bir kitap daha hazırladım. Şu an basım aşamasında. Bu çalışmanın amacı, hastalıkların tedavisinde sosyal faktörlere dikkat çekmek ve merak uyandırmayı hedefliyorum. Ana hedefimiz, sosyal temas ile terâpi konusunda bir farkındalık oluşturmak. Terapilerde her zaman amaç, insanı anlamaktır. Terapi sonucunda kişinin hayatında sorun olarak gördüğü konularda kalıcı bir düzelme sağlanır. Bireyin sorunlara bakış açısı değişir.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Sağlık personelinin başarısı, iletişim becerilerine bağlıdır. İletişimin önemi, hastalıkta başkalarına bağımlılık durumunun yaşanması nedeniyle, hasta açısından da artar. Bu sebeple, hastalara ve hastanın bakım ve tedavisi ile yükümlü olan meslek üyelerine, iletişime uygun çevrenin oluşturulması için yardımcı olmak istedim. Hasta ile etkili iletişimin kurulmasının çok önemli olduğunu vurguladım. 
Günümüzde artık, tıp ve hemşirelik mesleklerinde hastalarla ilişkileri geliştirmeye yönelik eğitimlere ilginin her geçen gün arttığını biliyoruz. Ayrıca hasta yakınları da iletişim becerilerini geliştirmek istiyor. Hastanın yakınları, çoğu zaman hastalık karşısında şaşkınlığa düşüyor; korku, acı, yalnızlık, umutsuzluk, kaygı, kızgınlık gibi çeşitli duyguları yaşıyor ve depresyona giriyorlar. İşte onların da güçlenmesi ve ihtiyaçlarına cevap verebilmek için bu çalışma yapıldı. 

Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlığın tanımını şu şekilde yapıyor: ”Sağlık, yalnızca hasta veya sakat olmamak değil, bedenen, ruhen ve sosyal yönlerden tam bir iyilik halidir.” 
O halde, kişinin tam sağlıklı olabilmesi için bedenen hasta veya sakat olmaması yetmiyor. Tanımda yer alan, sosyal iyilik, nerede, nasıl davranacağını ve sorumluluklarını bilen, insanlarla iyi ilişkiler içinde olup büyüğünü küçüğünü severek hoşgörülü davranabilen, çevresiyle barışık olma halidir. Sağlıklı insan çevresindeki tüm canlılarla iyi ilişkiler içindedir. Kısaca sosyal iyilik, kişinin toplumsal uyumudur. İnsanın sosyal yönden iyilik hali içinde olması da iletişim becerilerinin güçlü olmasına bağlıdır. 


Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Kitabımız beklediğimiz ilgiyi gördü. Bu anlamlı geri bildirimlere kitabımızın arka kapağında ve son kısmında yer verdik. Bu takdirler bizi yeni kitaplar yazmaya yönlendiriyor. Bu vesile ile okuyucularıma teşekkür ediyorum.

Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı?
Bu çalışma, önemsediğim ve sevdiğim sağlık personeli ile iletişim kurma yolunu açtı. Akademik etkinlilere katılma şansını yakaladım. Marmara Üniversitesi doktora ve lisan programında ilk defa “Sağlık İletişimi” dersini verdim. Ayrıca pek çok hasta ile kaliteli sohbet etme ve onlara yardımcı olma olanağına kavuştum.

Mutlaka herkesin okuması gereken kitap ve film sizce hangisi? 
Kitap olarak, Victor Frankl’ın, İnsanın Anlam Arayışı kitabını tavsiye ederim. Mitch Albom’un, Öğretmenin Mori’yle Salı Buluşmaları ve “Patch Adams” ı izlemelerini öneririm. 

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberleri çok seçilerek verilmelidir. İnsanlar çok çabuk bu haberlerin etkisinde kalıyor. Haberler insanın sağlığını olumlu da etkileyebiliyor olumsuzda. Bu sebeple olumlu ve moral verici sağlık haberlerine her zaman öncelik verilmeli. 

Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Sağlık iletişimi, başta tıp ve iletişim fakültesi olmak üzere okullara ders eklenmeli. Sağlık personeli şu hususlara mutlaka özen göstermeli : 
• Hasta ile göz teması kurmalı 
• Hasta ile yumuşak ses tonu ile konuşmalı
• Hastaları eleştirmemeli
• İstenilen bilgiyi vermeli
• Güler yüz ifadesi sergilemeli
• Hastalara sevgiyle ve sıcak bir şekilde davranmalı
• Olması gerektiği kadar hastalarla görüşmeli ve temasta bulunmalılar.

Med-Index

Etiketler , | Yorum Yok