ZONGULDAK’TA 14 MART ŞÖLEN GİBİ KUTLANDI

Sağlık camiasının tüm paydaşlarının ortak çalışması olarak düzenlenen ''14 Mart Tıp Bayramı'' etkinliklerinde konuşan Zonguldak Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Korkut Eren, Zonguldak sağlık camiasında birliktelik anlayışını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirtti. 

Zonguldak Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Korkut Eren başkanlığında düzenlenen  ''14 Mart Tıp Bayramı'' etkinlikleri, renkli isimlerin sunumları ve sağlık çalışanlarının katılımıyla gerçekleşti. 
14 Mart Tıp Bayramı etkinliklerini daha önce olmadığı şekilde kutlayarak Zonguldak sağlık camiasında birliktelik anlayışını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Eren, aslında aynı sektörün farklı oyuncularının birbirleri ile olan bağlarını kuvvetlendirmeyi amaçladıklarını kaydetti. Eren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu amaçla sağlık sektörünün tüm aktörlerini; Üniversite, Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü, Kamu Hastaneleri Birliği ve Tabip Odasını aynı amaç doğrultusunda bir araya getirdik. Buna ilaveten sağlık camiasının olmazsa olmazları sivil toplum örgütlerini de bu yapının içerisine dahil ettik.
Alanlarında ülkenin en iyilerinden olan hocalarımız ve konuşmacılarımız bu organizasyonun temelini oluşturdu. Bilgi dolu, eğlence dolu etkinliklerle tüm camiayı bir araya getirerek; iş yoğunluğunda yaşadığımız sıkıntılarımızın azaldığı bir haftayı dolu dolu geçirmeyi hedefledik.”


Sağlık Sektöründe Nasıl Liderlik Yapılır?
14 Mart etkinlikleri kapsamında her gün farklı konuşmacıların olduğu toplantıların ilk günü Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı ve Türk Eğitim Vakfı'nda Eğitim Koordinatörü Dr. Özgür Bolat, “Liderlik Nasıl Yapılır” konulu konuşmasında, başarı odaklı mutluluk ile mutluluk odaklı başarı arasındaki farklara değindi. Sağlık sektöründen liderlik bilinci ile hareket ederek başarıya ulaşmış projelerden örnekler sunan Bolat, şunları söyledi: “Sağlık sektöründe lider ruhlu yöneticiler, çalışanlarına güven duygusu eşliğinde sorumluluk vererek başarıya ulaşabilirler. Lider yöneticilerin sistemin içerisinde otoritesiyle değil, vizyon ve değer bilinciyle hareket etmeliler. Bu davranış modeli öğrenilebilir.”


Suyun Hafızası
Farklı alanlarda başarılı çalışmalara imza atan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meltem Yalınay Çırak, “Suyun Hafızası” başlıklı konuşmasında Türkiye’de ilk kez yapılan ve yayınlanan çalışmasını anlattı. Çırak, şu bilgileri verdi: “Madde enerjinin bir biçimi olarak kendini göstermektedir. Gruplar halinde madde parçacıkları, belirli ve kendileri için özel bir spektrum içinde elektromanyetik ışınlar yayarlar. Bu madde parçacıkları için özel frekans spektrumu, fiziksel bir kod gibidir. Küçük bir hücrenin çevresindeki milyarlarca titreşim bilgisi arasından kendisi için öngörülen bilgileri bulması rezonans kavramıyla açıklanabilir. Hücrenin alıcı sistemi içeri giren bilgi ile rezonansa geçtiği zaman bir dizi biyokimyasal metabolik olayı harekete geçirir. Bu durum biorezonans kavramı ile açıklanır. Biorezonans sistemi suya elektrotransfer sistemi ile bilgi aktarabilmektedir. Maddeye ait elektromanyetik bilginin suyun dipol karakteri ve özellikleri ile suya aktarılabildiği ve hafızasında tutulduğunu immünolog Dr. Jacques Benveniste araştırmalarında göstermiş ve bu hafızanın hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği tezini ortaya atmıştır.


Bütün bu prensiplerin kullanılması ile gerçekleştirdiğimiz bir çalışma, düşük frekans elektromanyetik dalga düzeneği ile çalışan biorezonans sistemi kullanılarak, kinolon grubu antimikrobiyal maddelerin ve bakterilerin antifrekanslarının suya transfer edilmesi ve elektrotransfer edilmiş su örneklerinin çeşitli mikroorganizmalar üzerine antibakteriyel etkilerinin incelenmiştir ve çalışma sonuçları oldukça dikkat çekicidir. Elde edilen sonuçlar, bakterilerin 191, 170 ve 998 düşük frekans dalga boyu ile aktarımı yapılan antifrekans formları ve levofloksazin, oflofloksazinin suya elektrotransfer formlarının bakteri üremesi üzerine inhibe edici etkisinin istatistik değerlendirmeler ile anlamlı ve önemli olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışma, antibakteriyel frekanslar ve antimikrobiyallerin suya aktarımının bakteri üremesini inhibe edici etkisini gösteren ilk çalışmadır. Bu çalışma 2013 TÜBİTAK Biyoloji Araştırma Projeleri Yarışmasında İç Anadolu Bölge birinciliği ile ödüllendirilmiştir.”


Sağlıkta Kişilerarası İletişimde Yeni Yaklaşımlar
Sağlık çalışanlarına şiddet, sağlık sisteminde yapılan bazı düzenlemeler nedeniyle yurt dışına giden yetenekli doktorların da gündeme geldiği etkinlikte Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr. Elgiz Yılmaz, "Sağlıkta kişilerarası iletişimde yeni yaklaşımlar" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Yılmaz, konuşmasında sağlık çalışanları ve hastalar arasındaki iletişimin önemine dikkat çekerek, iletişim aksaklıklarına tek taraflı bakılmaması gerektiğini vurguladı. Doktorların, hemşirelerin ve ebelerin ağır iş yüklerinin yanı sıra hastalar ve hasta yakınları ile etkili iletişim kurmak istediklerini, bunun bilincinde olduklarını dile getiren Yılmaz, bu süreçte "empati"nin çok önemli olduğunu, hastaların doktorlarının tıbbi dil kullanmamasını, onlarla göz teması kurmasını ve onları dinlendiklerini göstermelerini isterken; doktorların da hastalardan saygı görmek, hastaların şikayetlerini anlatırken bilgi saklamamalarını istediklerini belirtti.


Kokuyla Keşfet
Sağlık Editörü ve "Kokuyla Keşfet" kitabının Yazarı Esra Öz, kokunun insanları ve markaları nasıl etkilediğini anlattı. Kokunun iletişimde ve ilişkiler üzerindeki etkisini vurgulayan Öz, kokunun insanların aşk hayatından, hastalıklara hatta yediğimiz yemeklere kadar çok büyük etkisinin olduğunu dile getirdi. Kokunun bazı hastalıkların ön belirtisi olurken, koku alamama hastalığı hakkında da bilgi veren Öz, “Yıllar boyu çok iyi bildiğiniz peynir, kahve gibi kokuları unutursanız Alzheimer, Parkinson riskine karşı tetkik yaptırın. Günümüzde artık nesnel ölçüm metotları ile koku duyusunun ölçümlerini de yapabiliyoruz” diye konuştu. 


Aşkın Nörobiyolojisi 
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Serdar Kula, Prof. Dr. Süreyya Barun ve Prof. Dr. Neslihan Çelik Bukan, farklı branşlardan hekimlerin Aşkın Nörobiyolojisi dersini nasıl başlattıklarını ve sunuma dönüşmesini şöyle paylaştılar: “Gerçek şu ki, üçümüz de mesleğimize aşığız. Bu nedenle tıp fakültesi öğrencilerine anatomi, fizyoloji, biyokimya ve farmakolojiyi sevdirerek öğretmenin yollarını ararken “AŞK”ı keşfettik. Aşk, bu konuları öğrencilere merakla  ve heyecanla aktarmak için ideal bir meta oldu. Bu sayede tıp fakültesi 3. sınıf öğrencilerine 13 haftalık bir ders olarak başlayan “Aşkın Nörobiyolojisi” ile, aşkı yalın halinin ötesinde mitolojik, sosyolojik, etimolojik, biyokimyasal, anatomik ve farmakolojik yönleriyle yeniden keşfediyorlar. Tıp eğitiminde edindikleri tecrübeler, hoş ve çekici sohbetler ile daha bir anlam kazanıyor."


Etiketler: .

Yorum Yaz